6 Temmuz 2014 Pazar

Bilmezlikten mi Gelinir Bilmemezlikten mi?

   Kimse bilmez kimin hayal kırıklığı olduğunu.  Haberimiz bile olmaz adımızı günlerce zikredenin yaşadığı kırıklıklardan.
   Bize yazdığı cümleleri okur 'güzel yazmış çok seviyor olmalı' bile deriz belki.
   Adımıza dualar edilir, kızınca beddua edemeyecek kadar cok sevenimiz olur belki.  Belki biz olmadan bizle çok yer gorenimiz de olur, bizi kimsenin indiremeyeceği göklere çıkaranımız da . Ama biz bilmeyiz işte. Ne tüm bu olanları ne de bunların kıymetini.
   Vapurun birinde adımız duyulur bir annenin sesinden. Bizmişiz, bizim çocukluğumuzmuş gibi gülen gözlerle bakılır o çocuğa.
   Haberimiz olmadan görülen rüyalardan sorumlu tutuluruz bazen. Şehirler terkedilir bir rüya uğruna.
   Tadını almadan çay iceriz her cuma akşam üzeri Kızkulesi'nde. Ordayizdir tam karşısında. Olmamiz için edilen duaların hürmetine orda olmalıyızdır çünkü.
   Verdigimiz bir selamla izdivac teklif etmişiz gibi hissedilmesine sebep oluruz da biz hiç bilmeyiz.
Ne filmlerde ne kahramanların yerine koyulur, ne türkülerde adımız geçer, nr hikayelerde başrole yazılırız da hiç bilmeyiz.
   Kaç uykusuz geceye, kaç alttan kalan derse, kaç fincan kahveye, kaç gönderilmemiş mektuba vesiledir adımız, varlığımız, varlığından bihaber olduğumuz sevgimiz.
   Bir cümlede kaç kez ismimizin zikredildigini o bile bilmez. Ismimizi duyduğunda yüzünde beliren tebessüme rağmen bilmez. Ama ev arkadaşı bilir, kalemi bilir, gittiği cafedeki bizim için içilen çayı getiren gözlüklü kız bilir, deniz bilir, İstanbul bilir, belko Eyup Kadıköy bilir. En önemlisi Yaradan bilir. En çok O bilir. En çok O'na anlatılır O'ndan isteniriz. Kalplerimizin sahibinden bizim de kalbimizin çevrilmesi istenir.
   Kimimiz uyar emre. Artık bilen, gören, hisseden olur. Kimimiz ise hala habersizdir bunlardan. Yine bir yabancıya yazılmış gibi okuruz bu cümleleri de. Yine 'biz' olabileceğimiz geçmez aklımızın köşesinden. Hadi bakalım haberimiz yokmuş gibi yapmaya devam..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder