Bazen en özel cümleleri kurmak en güzel kelimeleri seçmek
istersiniz. Öyle güzel anları birkaç satıra nasıl sığdıracağım diye endişe
edersiniz. Şimdiden hakkını veremediğim güzellikler için hak helalliği isterim.
Tarihler hususunda biraz sıkıntı çeker oldum son zamanlarda
lakin o günü unutmam pek mümkün olmamış olacak ki dün gibi hatırlıyorum 10
mayıs gününü. Daha doğrusu gecesini. Kurs sonrası elimde valiz Yunus’la düştük
yollara. O gelmiyor ama bizi yolcu edecek sağolsun. Marmara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesinin orada toplanacağız. İlk gördüğüm yüz Berat oluyor.
Geleceğini biliyordum lakin emin olmak çok daha güzel. Hüseyin geliyor daha
sonra. Büşra ve ablası ile tanışıyorum, Şeyma da gelmiş yanında bir arkadaşı
ile. Son zamanlarda ismini epeyce sık duyduğum lakin henüz tanışamadığım isim
olan Berra ile tanışıyorum otobüste. Hani ilk anda bi sıcaklık denir ya tam da
öle işte. Çok sevdiğim kuzeni Zeynep’e bu kadar benzeyebilir bi insan. Ki bunu
kendisine de yolculuk boyunca çokça tekrarladım. Berra’nın yanında oturan ve
yolculuğumuz boyunca 4müzden biri olacak olan Dilara ile tanışıyorum daha sonra.
Ve tabi diğer üniversitelerden gelen hanımlar.. Beyler otobüsün ön kısmında
bizse arka kısımda yolculuk ediyoruz. Beylerden de tanıdık simalar var Berat
bey, Çağatay bey ve orada tanıştığım Emre ve Sinan beyler, bizim Hüseyin J .. sessizlikle başlıyor yolculuğumuz tabi
önümüzdeki diğer günler de olacağı gibi Berra ve Ben susmuyor bir süre. Herkes
uykuya dalıyor yalnızca Berra uyumuyor hanımlardan. Berat ise nasıl yaptığını
hala anlayamadığımız bir şekil ve rahatlıkta koltukta uyuyuveriyor. Öle ki fark
edilmiyor bile. Ki aynını bir kez de trende yapacak tam biri olduğu koltuğa
oturacakken Hüseyin engelleyecek.
Sabah namazı için Ankara yakınlarında mola veriyoruz.
Herkeste bir uyku mahmurluğu. Namazları kılıp birer çay içip devam ediyoruz
yolumuza. Ankara Garına gidiyoruz burada Karaman’dan bizi karşılamaya gelen
görevli arkadaşlarla tanışıyoruz. Cennet, Sibel, Fatih.. Kahvaltı edelim diye
oturuyoruz bir yerde lakin pek bir memnuniyetsiziz hepimizJ çaydan tutun poğaçaya
kadar hiçbir şeyi beğenmiyoruz. Ömer Dinçer’in katılımıyla açılış programı
yapılıyor ve Türkçe Treni ile birlikte çıkıyoruz yola. Virabismillah..
Biraz program anlatımına ara verip kişisel görüşlerimden
bahsetmek istiyorum. Ankara ve Çanakkale ziyaretlerimden sonra uzun yol ve
kalabalık bir ekiple yaptığım ilk programdı benim için. Ve inanın bir çok ilki
bir çok özel anı barındırıyor benim için. Çok güzel arkadaşlarımın olmasına,
bereketli zaman geçirmeme, sonradan her anını tebessümle hatırlamama vesile
olacak bir program oldu. Anlayacağınız ‘özel ‘ bir program oldu benim için..
İlk durağımız Kırıkkale. Garda program hazırlanmış. Çocuklar
var alanda. Fotoğraf falan çekip muhabbet ediyoruz onlarla. Hüseyin ‘hangi
takımlısınız’ sorusuyla hemen samimi oluyor çocuklarla. Fotoğraflarını çekerken
‘bu abiyi unutmayı ileri de cumhurbaşkanı olacak, sonra dersiniz biz onla
fotoğraf çektirmiştik die.’ Gülüşmeler içinde Polis evine yemeğe geçiyor.
Vee yola devam. Trenle en uzun seyahatim 3 saat. Çerkezköy-
Sirkeci arası. normal şartlarda en fazla 1 buçuk saat sürecek olan yolu
sağolsunlar Almanlar sayesinde 3 saatte gidiyor olmamamız başka bir yazı konusu
J Ama ilk kez bu kadar
uzun yol gidiyordum. İstanbul ekibi olarak ilk vagonda yolculuk ediyoruz. Derkeen
Hüseyin çantasının olmadığını fark ediyor. ‘Sırt çantam yok.’ Her yerini
arıyoruz trenin. ‘ maddi olarak önemli değil de manevi değeri büyük .‘ Birkaç
hafta önce döndüğü Balkanlardan ailesine aldığı hediyeler varmış çantasında.
Galatasaray armalı bir çanta.. ki koyu bir Galatasaray taraftarıdır Hüseyin
kardeşim. Kayseri’de kalacağız bir gece.
Hüseyin Kayserili hatta sadece Kayserili değil o bir kayseri milliyetçisi J hepimiz arıyoruz
çantasını ama trende yok. Akıl yürütmeye çalışıyoruz. Kırıkkalede indiğimzide
yanında mıydı? En son nerde yanındaydı?
Gar’ı arıyor Hüseyin ama yok diyorlar. Birkaç sefer de ben arıyorum ama
bulamadıklarını söylüyorlar. Ben Turan Karataş hoca ile sohbet etmek için diğer
bir vagona geçtiğimde Hüseyin geliyor ve ‘buldum buldum çantayı buldum
gardaymış diyor J
Birkaç aç sonra yine bir kayıp çanta vakası yaşayacak olan Hüseyin’in kayıp
çantası bizden önce gidiyor Karaman’a.
Kayseri.. ikinci durağımız. Mehter takımıyla karşılanıyoruz.
Ellerimizde valizler iniyoruz hepimiz. Bu gece burada kalacağız. İndiğimzi
yerde duruyoruz biraz. Önümde birden bire bir şey düşüyor. Biri bayıldı
zannedip çığlık atıyorum. Fakat sonra fark ediyorum ki düşen Çağatay Bey’in
valiziymiş J
Berra gülüyor halime yanımda J
Yemekten sonra kalacağımız otele gidiyoruz Hüseyin’in rehberliği eşliğinde.
Odalara dağılıyoruz. Özellikle biz bayanların ortak düşüncesi ‘ütü var mi? ‘
neyse ki Beratla bizim odamızın katında ütü odası olduğunu öğreniyoruz da
rahatlıyoruz J Güzel bir kahvaltının ardından Erciyes
Üniversitesine gitmek üzere otobüslere geçiyoruz. Fakat birilerine
ulaşamadıklarını söylüyorlar. Ellerinde valizleri ile kapıdan gelen Berat bey
ve Çağatay beyi gördüğümüzde olay aydınlığa kavuşuyor J Üniversitedeki programın ardından Berat
Dilara Berra ve ben üniversiteyi gezmek istiyoruz. Aslına bakarsanız asıl
amacımız mantının memleketi Kayseri’de mantı yiyebileceğimiz bir yer bulmak J önce camiinin yerini
belirliyoruz. Sonra Berat beylerle karşılaşıyoruz. Bir küçük not düşeyim Berat
hanım ve Berat bey.. ikisi de bizle birlikteydiler. Ve itiraf edeyim ayırt etme
hususunda hepimiz biraz zorluk çektik J
Tıp kantininde çay içiyoruz ve ‘tıpçıların kendilerini nasıl belli ettikleri ‘üzerine
sohbet ediyoruz. Cuma dolayısıyla beyler namaza gidiyorlar. Bizse mantı
yiyebileceğimiz bir yer aramaya devam ediyoruz. Velhasıl maalesef Kayseriden
mantı yemeden ayrılmak zorunda kalacağız. Artık nasıl içimde kaldıysa J Sibel arıyor : ‘kızlar
sizi bekliyoruz neredesiniz? ‘ Bir de
bakıyorum ki Ahmet Yusuf. Kayserili kardeşimizde kendi memleketinde karşılaşmak
da varmış J vee
kaldığımız yerden son durağımız olan Karaman’a yolculuğumuza devam
ediyoruz.
Tren yolculuğumuzun en eğlenceli kısımlarından biri de Sinan
beyin başlattığı münazara bölümüydü. Kıyasıya mücadele, hanımların çoğunluğunun
sonucu belirlediği düşünceleri ama eğlenceli dakikalar.. Nurettin bey ve Enes
abi de münazara kısmında bizimle birlikteydiler. İsim şehir oynadık bir de. Ee
malum özelikle 80 ve 90ların çocuklarının büyük eğlencesi ve ortak kültürüdür
isim şehir. ‘edebiyatçıyı yendim isim- şehirde ’ die seviniyor birincimiz
Hüseyin.
Vee Karaman’dayız. Fener alayı.. alana kadar hakiki anlamda
coşkulu bir kalabalık olarak ilerliyoruz.
Maalesef ki talihsizlikler Hüseyin’i burada da bırakmıyor ve fenerlerden
biri başına düşüp bir miktar saçının yanmasına sebep oluyor. Muhtemelen
bunların hepsini yazdığım için beni de bir çok talihsizlik bekliyor olacak J gece yarısına kadar
sürecek konuşmalar, Enes abinin doğumgünü kutlaması, şiirler, teşekkür
konuşmaları.. vee tüm bunarlın bitiminde
herkeste büyük bir yorgunluk.
Bu kadar şey anlattım ama programın isminden ve içeriğinden
bahsetmedim. Gençliğin Türkçe kurultayı.. bu yıl ki tema : hukuk ve anayasa
dili olarak Türkçe. İçlerinde ben,
Hüseyin, o gece tanışacağım Hatice, yasemin, öznur gibi üniversiteli arkadaşlar
yarınki Karamanoğlu Mehmet Bey üniversitesindeki programda konuşma yapacağız.
Farklı farklı coğrafyalardan geldiğimiz için birlikte çalışabileceğimiz tek
zaman dilimi maalesef ki o gece yarısı. Fatih abi onun ofisinde
çalışabileceğimizi söylüyor. Geç vakit olduğu ve yorgun olduğumuz için pek
gitmeyi istemesem ve sağolsun Çağatay bey gitmemem için yardımcı olsa da
kendimi ofiste buluyorum. Çalışmamız bittikten sonra Berra’yı arıyorum ‘ne
yaptınız’ die ‘aklın varsa gelme ‘ diyor J
anlaşılan alışamamış bizim kızlar KYK yurduna J
gittiğimde kızların hepsi uyumuş ve sağolsunlar benim dolabımı yatacağım yeri
falan hazırlamışlar. Burdan minnet duygularımı yinelemek istiyorum . J
Bir tek her zamanki gibi Berra uyumuyor. Küçük çaplı bir dedikodu demeyelim de
değerlendirmeden sonra biz de uyuyoruz.
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde program başlıyor..
ikinci konuşmacıyım.. tamam kabul öle standartların üzerinde bir boya sahip
değilim ama kürsüden yalnızca başım görünecek kadar da kısa olduğumu bilmezsim J Diğer arkadaşlar
gerçekten güzel konuşmalar yapıyorlar. Özellikle ikinci oturumda konuşma yapan
arkadaşların bir çoğu hukuk öğrencisi diye mi bilemeyeceğim ama nitelikli
konuşmalar yapıyorlar. Ama Hüseyin’in
konuşması ve sonunda ruhuyla seslendirdiği şiir inanılmaz etkiledi beni ve
salondaki herkesi. Ve Hüseyin ‘ ben
çerkezim’le başlayan bir cümle kuruyor. Yalnız yine Pomakları saymadın Hüseyin
buradan yineleyeyim J
Kale idi yanlış hatırlamıyorsam yemek yediğimiz yerin ismi.
Biz( Berra Berat Dilara ve ben J
)biraz Karaman’da vakit geçirmek istiyoruz. Tabi şimdi söyleyeceklerim biraz
bizi deşifre etmiş gibi olacak ama .. J
aslında bir yolunu bulup yurda gitmek sonra da çarşıda dolaşmak istiyorduk bunu
kime nasıl söyleriz derken Berat’ı polen çarptı J
kendini kötü hissedince biz de Berat’ı alıp yurda gitti. Tamam kabul bizim için
iyi bir bahane oldu kaçmak için J
Yalnız bunun karşılığı mıdır bilemiyorum ama tam 3 saat bekledik yurdun
bahçesinde ‘5 dk ya ordayız’ diyen ve bir türlü gelemeyen beyleri J
Yolculuğun başından beri herkeste aynı cümle : ‘biz maçı
izleriz yalnız o saatte bir program olmasın.’ Fenerbahçe- Galatasaray şampiyonluk
maçı. Kale’nin bahçesine kurulan sinevizyonda izliyoruz Kadıköydeki maçı. UEFA ve Süper Kupa maçlarından sonra
izlediğim en heyecanlı maçtı desem yanlış olmaz sanırım J Tamam bir itirafta daha
bulunayım ikinci yarının başıydı ‘hiç dolaşamadık’ deyip biraz çarşıaya
gittiğimiz doğru ama kötü bir niyetimiz yoktu birkaç parça hediye almaktı
tamamen maksadımız J
Döndüğümüzde kıyasıya mücadele devam ediyordu. Vee Kadıköyde Şampiyonluğumuzu
ilanımız ile sonuçlandı.
Artık veda vakti.. Geridönüş yolculuğumuza başladık.
Açıkçası dönüş yolunun büyük bir kısmını uyuyarak geçirdiğim için anlatacak pek
bir şeyim yok maalesef J
hatırladıklarımın arasında Berra’nın
belli aralıklarla beni uyandırması var J
neyse ki kızmıyorum ona bunun için J
vee tüm gece uyumayıp namazı bekleyen Berra vaktin girmesine yarım saat kala
uyumuş ve nasıl bir panikle bizi uyandırdı bunun tarifi yok J
Sabah saatlerinde İstanbul’dayız. Güzel anlar anılar
hatıralar bıraktık geride. Fakat güzel dostluklar, arkadaşlıklar getirdik yanımızda..
Farklı faklı coğrafyalardan güzel dostluklar.. aslında hani denir ya anlatılmaz
yaşanır ben o anları yalnızca anlatmayıp yaşadığım için çok mutluyum.. o programda bizle birlikte olan tüm herkese
bolca selam..