Neden sevmez kar ve güneş birbirini.. neden sonbaharın arası
yoktur ağaç tomurcuklarıyla. Neden yana yakıla aradığı halde rüzgar bulamaz
sokaktaki çocuk seslerini. Kim kimden kaçıyor? Karşılaşmayı istemeyen kim? Hangimiz
bahar, kim asıl sonbahar?
Ne güzel şiirler yazıyor herkes. Methiyeler düzülüyor en
güzellerinden. Az sonra hicvedeceği sevdiceğine yazdığı methiyelerin üstünü
çiziyor itinayla şair kişisi.
Oysa elinde olsa göklere yazacaktı adını başını her
kaldırdığında o çıksın diye karşısına. Çünkü insan en çok göğe döner yüzünü. Oysa Gülhane’de içtikleri çayın kahveden çok hatrı vardı onun için. Oysa o kalemle
ömürlerini yazsındı gençhanım. Oysa Kızkulesi onlar karşısında sözler versinler
diye inşa edilmişti yüzlerce yıl önce. Selimiye, Süleymaniye, SultanAhmet, Eyüp ve
Yeni Camii zannediyor musunuz ki onlar yalnızca sizin bildiğiniz hikayelerle
varlar.
İnsan önce mimarı olduğu şeyin yıkım ekibi şefi konumuna
nasıl geçiveriyor bilinip anlaşılabilmiş değil henüz. ilk çizim aşamaları, mimarisi, tuğlasından demirine,
sadakatinden, şefkatine kadar her şeyini kendi inşa eden usta nasıl olurda bir
hamlede gözden çıkarabilir de sayfalarca demeçler verir gazetelere ‘zaten
malzemeden, sevgi ve sadakatten çalmıştık, hatalı bir inşaattı, yıkımı hepimize
hayırlı olsun’ diye.
Sevmeyi sevmek diye bir şey varmış. Nasıl şimdi bir şeyi
seveceksin ama aslında sevdiğin o değil onu sevmeyi sevmek mi? Bu cümleyi
açıklamaya ne benim dil bilgim yeter ne de benimsemeye gönlüm el verir.
Şiirler yazacaksın ona ama aslında ona değil onlar öyle mi? Seveceksin
sevmeyi çok seveceksin ama o’nu uzaktan sevmek diyeceksin.
Uzak yakınken de uzaktır aşık için. Maşuk yanıbaşında olsa
bile gözü yüreğine değemiyorsa maşuğun uzaktır, gurbettir orası aşık için.
Uzakları yakın etmekti aşığın görevi ne ara değişti de
yakınındakini uzaklaştırır oldu insan kişisi. Hangi ara mayıs havası gibi
dengesizleşti hislerimiz. Gülünce güneşi gördüklerimiz ne ara ıslanmayalım diye
kaçtığımız yağmura dönüşüverdiler?
Mayıs ayını sevse mesela Şubat. Bitse aralarındaki husumet. Biraz
kıştan konuşsalar güneşin karşısında. Biraz sahlep içseler Çengelköy’de Mayıs
ayında. Karla karışık güneşi görsek mesela. . .