27 Mayıs 2014 Salı

Güzel Yapamadık Hiç Değilse Güzel Yıkalım!

   Neden sevmez kar ve güneş birbirini.. neden sonbaharın arası yoktur ağaç tomurcuklarıyla. Neden yana yakıla aradığı halde rüzgar bulamaz sokaktaki çocuk seslerini. Kim kimden kaçıyor? Karşılaşmayı istemeyen kim? Hangimiz bahar, kim asıl sonbahar?
   Ne güzel şiirler yazıyor herkes. Methiyeler düzülüyor en güzellerinden. Az sonra hicvedeceği sevdiceğine yazdığı methiyelerin üstünü çiziyor itinayla şair kişisi.
  Oysa elinde olsa göklere yazacaktı adını başını her kaldırdığında o çıksın diye karşısına. Çünkü insan en çok göğe döner yüzünü. Oysa Gülhane’de içtikleri çayın kahveden çok hatrı vardı onun için. Oysa o kalemle ömürlerini yazsındı gençhanım. Oysa Kızkulesi onlar karşısında sözler versinler diye inşa edilmişti yüzlerce yıl önce.  Selimiye, Süleymaniye, SultanAhmet, Eyüp ve Yeni Camii zannediyor musunuz ki onlar yalnızca sizin bildiğiniz hikayelerle varlar.
   İnsan önce mimarı olduğu şeyin yıkım ekibi şefi konumuna nasıl geçiveriyor bilinip anlaşılabilmiş değil henüz.  ilk çizim aşamaları, mimarisi, tuğlasından demirine, sadakatinden, şefkatine kadar her şeyini kendi inşa eden usta nasıl olurda bir hamlede gözden çıkarabilir de sayfalarca demeçler verir gazetelere ‘zaten malzemeden, sevgi ve sadakatten çalmıştık, hatalı bir inşaattı, yıkımı hepimize hayırlı olsun’ diye.
   Sevmeyi sevmek diye bir şey varmış. Nasıl şimdi bir şeyi seveceksin ama aslında sevdiğin o değil onu sevmeyi sevmek mi? Bu cümleyi açıklamaya ne benim dil bilgim yeter ne de benimsemeye gönlüm el verir.
Şiirler yazacaksın ona ama aslında ona değil onlar öyle mi? Seveceksin sevmeyi çok seveceksin ama o’nu uzaktan sevmek diyeceksin. 
   Uzak yakınken de uzaktır aşık için. Maşuk yanıbaşında olsa bile gözü yüreğine değemiyorsa maşuğun uzaktır, gurbettir orası aşık için.
   Uzakları yakın etmekti aşığın görevi ne ara değişti de yakınındakini uzaklaştırır oldu insan kişisi. Hangi ara mayıs havası gibi dengesizleşti hislerimiz. Gülünce güneşi gördüklerimiz ne ara ıslanmayalım diye kaçtığımız yağmura dönüşüverdiler?
   Mayıs ayını sevse mesela Şubat. Bitse aralarındaki husumet. Biraz kıştan konuşsalar güneşin karşısında. Biraz sahlep içseler Çengelköy’de Mayıs ayında. Karla karışık güneşi görsek mesela. . .


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder