7 Eylül 2014 Pazar

Biz Siz'iz Aslında

   Herkesin bizle ilgili bir fikri, kuracak cümlesi var elhamdülillah. Kimiz neler yaparız nasıl hisseder kimi okur nerelerde takılır kimleri örnek alır nasıl bir düzenin neresinde var oluruz herkes biliyor. Peki ya kimiz biz?
   Biz 80lerin sonunda 90 lı yılların başında dünyaya gelmiş henüz yirmili yaşlarda olan gençleriz.  Ablaları ağabeyleri  imam-hatipli kendileri ise onların yaşadıkları sorunlar sebebiyle daha ziyade Anadolu lisesi ve ‘süper lise’lere gönderilmiş gençleriz.  28 şubat sürecinde henüz çocuk olmamız, ‘ikna Odaları’na maruz kalmayışımız öne sürülerek siz ne gördünüz ki denilen gençleriz. Biz gördük sayın ablalar ağabeyler biz ablalarımızın örtülerinin başlarından sıyrıldığı okul önlerini de ‘çıkarın bu kadını buradan’ hadsizliğinin yükseldiği millet meclislerini de gördük.
   Biz kibar bir şekilde üniversite kapılarına lütfedilip yapılan o güzel ‘örtünü çıkar’ kabinlerini de gördük. Biz okulun bahçesindeki camiyi araya duvar ördürerek okulun dışına çıkaran rektörleri de , bey kardeşlerimiz Cuma’ya gidemesinler diye sınavları Cuma saatine koyan hocaları da gördük. Belki ağabeylerimiz ablalarımız kadar sancılı süreçler yaşamadık ama biz onlardan önemli bir mirası teslim aldık. Dava ruhunu miras yoluyla almış gençleriz biz. Onların çektiklerine çocuk ruhlarıyla şahit olmuş gençler. Onlar gibi Gazali okumaları yapıp Üstadların rahle-i tedrisatlarından geçemedik belki ama bizler de iyi çocuklarız aslında. O günleri görmüş ağabeylerimizin önderliğini yaptığı okuma gruplarına müdahil olmaya çalışıyor, dost sohbet ortamları oluşturmaya çalışıyoruz belki bir öğrenci evinde belki o çok eleştirilen muhafazakâr gençliğin takıldığı muhafazakâr kafelerde. 
   Ağabeylerimizi Cuma’ya göndermeyen hocaların gözleri önünde kampüslerde mescid açılması için emek harcayan, ‘ölü yıkayıcı’ diye hitap ettikleri İmam-Hatipli kardeşlerimizin gelip üniversite içerisinde Kur’an okuması sevincini yüreğinde cihad sevinciyle karşılayan çocuklarız.
   Tamam kabul belki ablalarımızın göz nuru örtüye onlar kadar sahip çıkamadık ‘şal’ dedik attık başımızın üstüne önden görünen saçımıza aradan görünen boynumuza ve küpemize aldırmadan, belki onların yan yana yürümekten imtina ettiği ağabeylerle oturduk ‘haram’ı unutarak aynı masalarda ‘memleket’ dedik ‘dava’ dedik.   Ama şu yaşımıza kadar öyle oldu isteriz ki tam şimdi bizim zamanımız dediğimiz önümüzde engellerin kalmadığı bir dönemde  yine o ağabey ve ablalarımız bizi eleştirmekten ziyade yol göstericimiz olsunlar. Bir geçiş döneminin neslisiniz gelin birlikte bir kimliğe büründürelim sizi desinler .
   Hem ne demiş İsmail Kılıçarslan ‘ tamam eleştir gülüm ama yol göstermekten de çekinme’.
Vesselam..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder