16 Haziran 2012 Cumartesi

Önemle Rica..


   Epey düşünmüşümdür bu konuda ama bir türlü çıkamadım işin içinden. Kadın- erkek meselesi her açıdan çok uzun yıllardır tartışılır konuşulur. Ben inancıma göre de kendi karakterim doğrultusunda da ‘kadın-erkek eşit değildir ama erkek adaletli olmak zorundadır’ düsturunu benimsedim.
   Muhtemelen tepki almayacak bu cümlem lakin çok okunan bir köşe yazarı olsam muhtemelen eşitliği savunan hanımlar tarafından ciddi eleştirilere maruz kalırdım.
   Aslında ben genelden ziyade biraz daha özel bir tabanda ele almak ve hissettiklerimi yazmak istiyorum. Biz başörtülü ve mutaasip genç hanımlar ile İslamcı beyler arasındaki bir husus..  kendi ailemdeki ve çevremdeki beylerde neredeyse durum aynı. Şimdi biz olarak bahsettiğim hanımlar onlar dediğim ise çizeceğim çerçevenin içerisinde yer edilen saygıdeğer beyler.
   Bu beyler genelde pek korumacı olurlar. Özellikle bize karşı. Aman oraya gitmeyin, aman burada oturmayın, ne işiniz var sizin öle yerlerde, niye onla konuştun… gibi gibi benzer bir çok cümle sarf edilir bizlere karşı. Lakin bir bakıyoruz ki efendim bize ne işiniz var öle karışık ortamlarda diyen ağabeyler kendileri hiçbir vicdani azap duymadan oralarda oturabiliyorlar. Efendim orası sizin için uygun bir ortam değil deyip kendileri oralardan çıkmıyorlar. Bahsettiklerim az çok yine eril- dişillikle ilgili. Pardon ama benim orada oturmam günah ise senin de günah. Benim karşımdaki erkekle konuşurken dikkat etmem gerekenlere sen de bir hanım ile konuşurken dikkat etmek zorundasın. Şayet bizleri uyarırken gerçek niyetiniz helal haram bağlamında ise.
   Nasıl ki bizlere ‘kendinize yakışır gibi’ oturup kalkın, lafınızı ona göre söyleyin diyorsanız bizler de aynı hassasiyeti sizlerden görmeyi bekliyoruz.
Bir birey (burada bayan-erkek ayırt etmeden söylüyorum) yer, zaman, koşul hiçbir şey ayırt etmeden inandığı gibi yaşamalı. Bulunduğu yere göre düşünceleri değişen insanlar zannediyorum ki zaten ne düşündüklerinden bihaberdirler. Herhangi bir çıkar uğruna inandıklarını gizlemek olabildiğince samimiyetsiz ve karaktersizce geliyor bana. Sanırım bu hususta da farklarımız var beylerle. Bizler zaten büyük çoğunluğumuz ( en azından benim bizden kastettiğim biz) kıyafetlerimizle belli ediyoruz inancımızı, yaşama bakışımızı. Lakin saygıdeğer beylerde tabi böyle bir husus yok. Beni üzen yanı kimi yerde, nasıl yaşadıklarını bildiklerim bu hususta hiç renk vermemeleri. Ben inancın yalnızca secdeye oturulduğunda, iftar sofrasında ya da camiide yaşanan bir değer olduğuna inanmıyorum. İnancı yaşamı olmalı kişinin. Her an her yerde o doğrultuda yaşamalı.
   Daha önce buna benzer bir hususta yazdığımda ‘siz dediğiniz gibi mi yaşıyorsunuz ?’ gibi bir tepki ile karşılaşmıştım. Şimdiden bunla ilgili de küçük bir detay düşelim. Yazmak, olmasını düşünmek, öle olması gerektiğine inanmak ‘ben böyleyim’ den gelmez.
   Meramımı ne derece anlatabildiğim bilemiyorum hakkına girmek de değil niyetim kimsenin. Yalnızca beni huzursuz eden birkaç noktaya değinmek istedim. Yukarıda çizdiğim profilin dışında olan saygı değer beyler sizleri tenzih ediyorum. Selametle.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder