Anlamlar hususunda çeşitli sıkıntılar çekilir. Anlamlandırmak..
neyin gerçek olduğunun ayrımına varmak.İnsanların göründükleri gibi mi yoksa
kendilerini göstermeye çalıştıkları gibi biri mi olduklarını ayırt etmek..
Gerçek hangisi?
Hep yeni bir şeyle karşılaşana kadar ‘en’ o zannederiz. En iyisi,
en büyüğü, en güzeli, en kötüsü, en sahtesi, en yakışıksızı.. ama öle en’ler
görüyoruz ki bir öncekiler bunların gölgelerinde kayboluveriyorlar.
Sahte.. sanırım bazıları için en uygun kelime. Her şeyin
olduğu gibi ademoğlunun da sahtesi ‘en’ fenası. İşin fena tarafı da öle hemen
anlaşılmıyor maalesef sahtelikler. Gerçek zannediyorsunuz önce, öle ki söyledikleri
güya samimi, içten gelen ve hakikaten değerli gördüğünüz cümlelere
inanıyorsunuz. Bilemiyor insan işte ‘en’ samimi, içten dediklerinin ‘en’ sahte
olduklarını.
Belki problemin kaynağı aynı kelimelere ve davranışlara aynı
anlamları yüklemeyişimizdir. Misal biri bana ‘kardeşim’ dese o kelimenin gerçek
anlamı ile bakarım duruma. Çünkü mecaziliğe yer olmamalı kardeşlikte. Ama bazen
öylesine bile söylenebildiğini görüyorum bu kelimenin. Dedim ya demek ki farklı
anlamlar yüklüyoruz aynı kelimelere.
Bazı kelimeleri telaffuz etmek, bazı hal ve tavırlarda
bulunmak söz vermek yerinedir. Ve insanlar söz verirken kendi karakterlerinin
bu sözü kaldırabilecek nitelikte olup olmadığını iyi tartmalıdır.
Er ya da hatun kişiyi ilk başlarda ancak kendisinin müsaade ettiği
derecede tanıyabilirsiniz. Ya da onun size kendini tanıtmak istediğini
çerçeveden bakabilirsiniz. Ama bir zaman geliyor ki ne kadar uğraşsa da artık ‘gerçek’
olanları görmeye başlıyorsunuz. Onun kendini görmek istediği, olmak istediği
kişi olmadığını görüyorsunuz. Tabi bu hep böyle olmuyor sahte olmayan gerçek,
kendi sözü hakikat olanlar da yok değil..
Bir de ‘Allah rızası için’ iş yaptığını söyleyip Rabbin rıza
göstermeyeceği hal hareket ve tavırlarda bulunanlar.. acaba kimi
kandırdıklarını düşünüyorlar? Onlar için üzgünüm ama bunla yalnızca kendilerini
kandırabilirler. Ve ne yazık ki kendilerine ‘hala’ güvenenleri.. bazen hatalı olduğunu kabul etmek gerek. Kılıf
uydurmadan.. bir başkası yapsa yanlış bulacağı bir işi sırf kendisi yaptığı
için ‘ama’lı cümlelerle yahut masum elbiselerle süslememeli..
Hırslarına yenik
düşmemeli. Diğer insanların da evet ama öncelikle kendine olan saygısını
yitirmemeli.. kendi amel edemediği işlerde çok da fazla ahkam kesmemeli. olmak
istediği insan olabilmeli. Hiç değilse biraz ‘gerçek’ olmayı bilmeli.
Biliyor ve inanıyorum ki sahte olan her şey bir gün bir
kenarda unutulup gidecektir, gerçek olanlar yan yana ilerlerken.. Sahte bir
hayat yaşamaya mecbur olacaktırlar. Tıpkı kendileri gibi..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder