13 Ağustos 2012 Pazartesi

'Gerçeklik' Payı


  Anlamlar hususunda çeşitli sıkıntılar çekilir. Anlamlandırmak.. neyin gerçek olduğunun ayrımına varmak.İnsanların göründükleri gibi mi yoksa kendilerini göstermeye çalıştıkları gibi biri mi olduklarını ayırt etmek..
  Gerçek hangisi?
  Hep yeni bir şeyle karşılaşana kadar ‘en’ o zannederiz. En iyisi, en büyüğü, en güzeli, en kötüsü, en sahtesi, en yakışıksızı.. ama öle en’ler görüyoruz ki bir öncekiler bunların gölgelerinde kayboluveriyorlar.
   Sahte.. sanırım bazıları için en uygun kelime. Her şeyin olduğu gibi ademoğlunun da sahtesi ‘en’ fenası. İşin fena tarafı da öle hemen anlaşılmıyor maalesef sahtelikler. Gerçek zannediyorsunuz önce, öle ki söyledikleri güya samimi, içten gelen ve hakikaten değerli gördüğünüz cümlelere inanıyorsunuz. Bilemiyor insan işte ‘en’ samimi, içten dediklerinin ‘en’ sahte olduklarını.
   Belki problemin kaynağı aynı kelimelere ve davranışlara aynı anlamları yüklemeyişimizdir. Misal biri bana ‘kardeşim’ dese o kelimenin gerçek anlamı ile bakarım duruma. Çünkü mecaziliğe yer olmamalı kardeşlikte. Ama bazen öylesine bile söylenebildiğini görüyorum bu kelimenin. Dedim ya demek ki farklı anlamlar yüklüyoruz aynı kelimelere.
   Bazı kelimeleri telaffuz etmek, bazı hal ve tavırlarda bulunmak söz vermek yerinedir. Ve insanlar söz verirken kendi karakterlerinin bu sözü kaldırabilecek nitelikte olup olmadığını iyi tartmalıdır.
   Er ya da hatun kişiyi ilk başlarda ancak kendisinin müsaade ettiği derecede tanıyabilirsiniz. Ya da onun size kendini tanıtmak istediğini çerçeveden bakabilirsiniz. Ama bir zaman geliyor ki ne kadar uğraşsa da artık ‘gerçek’ olanları görmeye başlıyorsunuz. Onun kendini görmek istediği, olmak istediği kişi olmadığını görüyorsunuz. Tabi bu hep böyle olmuyor sahte olmayan gerçek, kendi sözü hakikat olanlar da yok değil..
   Bir de ‘Allah rızası için’ iş yaptığını söyleyip Rabbin rıza göstermeyeceği hal hareket ve tavırlarda bulunanlar.. acaba kimi kandırdıklarını düşünüyorlar? Onlar için üzgünüm ama bunla yalnızca kendilerini kandırabilirler. Ve ne yazık ki kendilerine ‘hala’ güvenenleri..  bazen hatalı olduğunu kabul etmek gerek. Kılıf uydurmadan.. bir başkası yapsa yanlış bulacağı bir işi sırf kendisi yaptığı için ‘ama’lı cümlelerle yahut masum elbiselerle süslememeli..
   Hırslarına yenik düşmemeli. Diğer insanların da evet ama öncelikle kendine olan saygısını yitirmemeli.. kendi amel edemediği işlerde çok da fazla ahkam kesmemeli. olmak istediği insan olabilmeli. Hiç değilse biraz ‘gerçek’ olmayı bilmeli.
Biliyor ve inanıyorum ki sahte olan her şey bir gün bir kenarda unutulup gidecektir, gerçek olanlar yan yana ilerlerken.. Sahte bir hayat yaşamaya mecbur olacaktırlar. Tıpkı kendileri gibi..





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder